Cep telefonuyla konuşurken kaza yapmak 'bilinçli taksir' sayıldı

Antalya’da geçen 6 Nisan’da kullandığı otomobilin direksiyon hakimiyetini kaybederek kaldırıma çıkarak 3 kişinin ölümüne neden olan halkla ilişkiler uzmanı Begüm Akdoğan’ın (21), kazanın meydana geldiği sıralarda cep telefonuyla konuştuğu ve mesajlaştığının belirlenmesi üzerine 'Bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme' suçundan 22.5 yıla kadar hapsi istendi.
Lara’dan Meltem’e giderken Yeşilbahçe Mahallesi'nde direksiyon hakimiyetini kaybederek kaldırıma çıkan ve durakta bekleyen Sultan Yeşilbaş (41), Sadık Taşkıran (61) ile Koray Onay’ın (27) ölümüne sebebiyet veren tutuklu sanık Begüm Akdoğan’ın yargılanmasına 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı.
CEP TELEFONUYLA 12 KEZ GÖRÜŞME YAPMIŞ
Davanın ilk duruşmasında Cumhuriyet Savcısı Tufan Turan iddianamesini okudu. Görgü tanıklarının kazanın meydana geldiği 14.45- 15.00 saatleri arasında sürücünün cep telefonuyla konuştuğunu iddia etmeleri üzerine savcılığın Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndan (TİB) istediği Begüm Akdoğan’ın cep telefonu kayıtları dava dosyasına konuldu. TİB kazanın meydana geldiği sıralarda Begüm Akdoğan’ın cep telefonuyla 12 kez görüşme yaptığını, SMS gönderdiğini ve aldığını bildirdi.
Savcı Turan, sürücünün, tanık ifadelerinde belirtildiği ve aracın kaldırıma çıktıktan sonra dahi hızının yavaşlamaması sonucu insanlara çarpması birlikte değerlendirildiğinde, hız sınırlarının üzerinde seyir halinde olduğu, kaza anında cep telefonu ile görüşme yapması nedeniyle trafik güvenliğini tehlikeye sokacak nitelikte konsantrasyonunun bozulması sonucu, ’bilinçli taksirle’ kazanın ve ölümlerin meydana geldiği sonucuna varıldığını kaydetti.
Cumhuriyet Savcısı Turan, iddianamesinde bu nedenlerle Begüm Akdoğan’ın TCK’nın 85/2 (Taksirle birden çok kişinin ölümüne neden olma) suçundan 3 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep etti. Savcı Turan ayrıca TCK’nın 22/3 maddesi (Bilinçli taksir) gereğince de suça ilişkin cezanın üçte birden yarısına kadar artırılmasını istedi. Sanık Akdoğan mahkemece 4 yıldan 22.5 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanacak.
'TANSİYONUM DÜŞMÜŞ OLABİLİR'
Begüm Akdoğan ise duruşmada verdiği ifadede, kaza anında telefonla görüşme yaptığı iddiasını reddetti. Duruşma boyunca gözyaşı döken Begüm Akdoğan, şöyle konuştu:
"Bir anda gözüm karardı. Direksiyon hakimiyetini kaybettim. Savcılıktaki ilk ifademde belirttiğim gibi tansiyonum düşmüş olabilir. Sonrasını hayal meyal hatırlıyorum. Birileri üzerime su döktü. Kaldırımda birilerine çarptığımı bile bilmiyorum. Yüzüme hava yastığı gelmişti. Su döküldükten sonra biraz kendime geldiğimde araçtan benzin döküldüğünü sandım ve ’Tüh benzini de yeni doldurmuştum’ dedim şaşkınlıkla. Çarptığım insanları sonradan fark ettim. Ve hala hayal meyal hatırlıyorum her şeyi. Çok üzgünüm."
Akdoğan’ın avukatları Aziz Çetin ve Fevzi Dursuneli de ölenlerin ailelerine başsağlığı dileyerek, delilleri sunmak için süre istedi.
Duruşmayı kazada yaşamını yitiren Sadık Taşkıran, Koray Onay ve Sultan Yeşilbaş’ın yakınları da izledi. Ölenlerin yakınları, gözyaşları arasında Begüm Akdoğan’dan şikayetçi olduklarını söyledi.
Annesi ile kaldırımda yürürken ölümüne tanık olan Dilara Ekim Yeşilbaş, "Annemle yürüyorduk. Kaldırımdan inip, yolun karşısına geçmek istedik. O sırada karşımdan gelen aracı gördüm ve anneme dönerek onu kendime doğru çekmeye çalıştım ama her şey çok hızlı oldu ve araç anneme çarparak, apartmanın bahçesindeki çalıların üzerine düşürdü" dedi.
Tutuklu sanık Begüm Akdoğan’ın tutukluluk haline devam edilmesine, ölenlerin yakınları olan bazı müştekilerin ve bazı tanıkların dinlenmesi için duruşmanın 24 Temmuz tarihine bırakılmasına karar verildi.
KAZA NASIL OLDU?
Kaza, 6 Nisan günü saat 15.00 sıralarında Metin Kasapoğlu Caddesi’nde meydana geldi. Begüm Akdoğan yönetimindeki otomobil, aşırı hız nedeniyle kontrolden çıkarak, otobüs durağında bekleyenlere çarptı. Otomobil, bir reklam panosuyla Ercivan Apartmanı’nın bahçesindeki ağaca çarparak durabildi. Kazada, sürücü Begüm Akdoğan yaralandı, Sultan Yeşilbaş, Sadık Taşkıran ve Koray Onay yaşamlarını yitirdi.

Türkiye'de Hukuk Eğitimi

favicon


Gereği Düşünüldü: Cuma, 22.30

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencileri, ilk davasını okula karşı açacak. Fakat söz konusu davadan önce, bir kampanya açıyorlar. Genç hukukçular, 29 Haziran Cuma, 22.30’da, Twitter’da hakkını arayacak.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencileri, okulun ağır sınav sistemi, yanlış sınav tarihleri, vb. uygulamaları ve dekanlığın genel tavrı sebebiyle oldukça rahatsız. Bunun için dekanlığa ve rektörlüğe defalarca dilekçilerle başvurmuşlar. Rektörlüğe giden dilekçeler “buna dekanlık bakıyor” bahanesi ile geri dönmüş. Dekanlığa giden dilekçeler ise, “Öğrenci İşleri Bürosu”na takılmış. Dilekçelerin çoğu dekanlığa ulaştırılmamış. Öğrenci sorunları çözmesi gereken “Öğrenci İşleri”, sorunların ifade edilmesini engellemiş. Hukuk öğrencileri, fakültenin bürokrasisine takılmış. Öğrenciler, avukat olamadan “davacı” olmuşlar.
Gençler bunun üzerine, son çare olarak sosyal medyayı kullanmaya karar vermişler. Öğrencilerden C. , Marmara Üniversitesi öğrencilerinin sosyal medya eyleminden esinlendiklerini ancak bunun biraz daha farklı bir şey olduğunu söyledi. C. , eylem ile ilgili olarak şöyle bilgi verdi:
Öğrencilerin başarı istatistikleri düşüyor
“Yükseköğretim Kurulu’nun 19.06.2012 tarihli toplantısından çıkan tebliğ hükümleri çerçevesinde tüm okullara bütünleme sınavı hakkı tanınması kararı çıkmıştır. İlgili karar tüm üniversite rektörlerine dağıtım şerhini içermektedir. Kararda yer alan bir diğer ibare ise ” yaz okulu uygulamasına bakılmaksızın” olmuştur. Yaz okulu uygulaması olan üniversiteler, yaz okulu uygulamasını, bu yaz da devam ettirip, bütünleme sınavlarını eylül ayı dolaylarında yapma kararı almışlardır. Bilindiği üzere fakültemizde yaz uygulaması yok ve yıllık derslerin tüm ağırlığı finallere ve finallerden sadece bir hafta sonraki bütünlemelere yüklenmektedir. Bu dönem getirilen yıllık ders uygulamasının fakülte öğrencilerine getirdiği yükün faturası başarılı/başarısız öğrenci istatistiklerinde açıkça görülmektedir. Ayrıca fırsat eşitliği ilkesinin gereği olarak da hem yaz okulu uygulaması, hem de eylül ayı bütünlemeleri yapacak okulların örnek teşkil etmesi gerektiğine inanıyoruz. Eylül ayı bütünleme uygulamasının hem fırsat eşitliği ilkesine uygunluk açısından, hem de yıllık ders sistemine geçişte öğrencilerin yaşadığı mağduriyeti gidermek açısından, fakültemiz öğrencilerine de uygulanmasını dekanlıktan talep ediyoruz.”
 #istanbulhukukadaletistiyor
(Yeşil Gazete)

Yeditepe Üniversitesi Ev Sahipliği Yaptı

Yeditepe Üniversitesi, Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliği'nin ( ELFA- European Law Faculties Association) 27 Haziran 2012 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirilen Yönetim Kurulu Toplantısı'na ev sahipliği yaptı.
Avrupa'da bulunan 80'den fazla Hukuk Okulu'nu katılımı ile 1995'te Leuven'de kurulan ve şu anda yapısında 300'e yakın Hukuk Fakültesini bulunduran Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliği ( ELFA) , Avrupa genelinde hukuk eğitiminde reform sağlamayı hedefliyor.
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu'nun Başkan Yardımcılığını üstlendiği ELFA'nın İstanbul'da ikinci kez düzenlediği Yönetim Kurulu Toplantısı'nın ardından "Avrupa Sözleşmeler Hukuku, Uluslararası Hukuk açısından Kıbrıs Konusu, AB de Yargı Düzeni" isimli bir panel düzenlendi.
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı ve ELFA Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu liderliğinde düzenlenen ve açılış konuşmasını Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nurcan Baç'ın gerçekleştirdiği panelde; Madrid Juan Varlos III Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Manuel A. Bermejo Castrillo, Barcelona Otonom Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Josp M. De Dios Mercer, College of Europe'dan Prof. Dr. L.W. Gormley, Universite De Strasbourg'dan Prof. Dr. Anne Klebes- Pelissier gibi Avrupa'da tanınan hukuk profesörleri yer aldı.
Avrupa'daki hukuk eğitiminin daha iyiye gitmesi üzere gerçekleştirdikleri çalışmaların aktarıldığı panelde Avrupa Sözleşmeler Hukuku, Hukuk Eğitimi ve Karşılaşılan Sorunlar gibi konularda ülkeler arasında fikir alışverişi sağlandı.
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu konu ile ilgili olarak:
"Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi olarak hukuk eğitimi konusunda dünyadaki son gelişmeleri ve araştırmaları takip ediyoruz. Türkiye'deki bilgi birikimini yabancı öğrencilere ve öğretim üyelerine aktardığımız gibi bizler de yurtdışındaki iyi örnekleri kendi yapımıza katıyoruz. Uluslararası kuruluşlardaki aktif rollerimiz aracılığı ile edindiğimiz bu bilgi birikimini öğrencilerimize ve öğretim üyelerimize aktarmanın yanısıra bu sayede Türk Hukuk sisteminin etkin şekilde gelişmesinde de öncülük etmeyi hedeflemekteyiz" şeklinde konuştu.

Hakim ve savcı adaylarına iyi haber

Hakim ve savcı adaylarının hazırlık eğitim dönemi 4 aydan 3 aya indirildi.
Adli Yargı Hâkim ve Savcı Adayları İle İdari Yargı Hâkim Adaylarının Meslek Öncesi Hazırlık ve Son Dönem Eğitimlerinin Yaptırılmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı. Yapılan değişikliğe göre, hazırlık eğitim dönemi 4 aydan 3 aya indirildi. Değişiklikle yönetmeliğin 6. maddesi şöyle oldu:
“MADDE 6 – Hazırlık eğitim dönemi üç ay süreli olup, adli yargı hâkim ve savcı adayları ile idari yargı hâkim adayları için ayrı ayrı olarak Eğitim Merkezi Müdürlüğünde yaptırılır. Meslek öncesi eğitim, kural olarak hazırlık eğitim dönemi ile başlar.”
Yönetmeliğe bir de geçici madde eklendi. Bu maddeye göre, “Haklarında 4954 sayılı Kanunun Geçici 11. maddesinin uygulanmasına karar verilen adli yargı hâkim ve savcı adayları ile idari yargı hâkim adayları için bu yönetmelikte öngörülen eğitim süreleri, son eğitim dönemi hariç olmak üzere yarı oranında indirilecek ve hazırlık eğitim dönemi konuları Yönetim Kurulu tarafından buna göre yeniden belirlenecek”
ANKA

AYM: Çocuk, terör suçu işlese bile Çocuk Mahkemesi’nde yargılanır

Anayasa Mahkemesi, CMK 250.madde kapsamına giren suçlarda yargılamanın “her halükarda” özel yetkili mahkemelerde yapılacağını ilişkin hükmün çocuklara uygulanamayacağına ilişkin düzenlemeyi anayasaya uygun buldu
Yüksek Mahkeme, terör suçu işleseler bile 18 yaşından küçük çocukların Çocuk Koruma Kanunu’na tabi tutulmasını ve yargılamanın da Çocuk Mahkemesinde yapılmasını istedi. Bakırköy 3.Ağır Ceza Mahkemesi’nin Terörle Mücadele Kanununun cezaların iki katına çıkarılmasını öngören hükmü ile çocukların özel yetkili mahkemelerde yargılanamayacağına ilişkin CMK 250/4 maddesinin iptal isteminin ret gerekçesini açıklayan Yüksek Mahkeme, Terörle Mücadele Kanununun 5.maddesinin 18 yaşından bir gün almış veya bir gün kalmış kişilere uygulamada adaletsizlik yaratığı ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu iddiasını hukuki bulmadı. Aynı şekilde yerel mahkemenin böylesi bir uygulamanın, “terör örgütlerine çocukları kullanma fırsatının verdiği” iddiasını da yerinde bulmadı. Gerekçede çocukların “işlenen suçun sebep ve sonuçlarını değerlendirebilecek akli, ruhi ve fiziki olgunluğa sahip olma, geçerli hukuki işlem yapabilme, kendini savunma ve kendini üçüncü kişilere karşı temsil etme bakımından reşit kişilerden farklı konumda” olduğunun altı çizildi.
 LÜTFİ KAPLAN ANKARA

Diji Hukuk Programı başladı...

Shiftdelete.net Bilişim hukukuna ilişkin olarak İrem Laçin ve Şebnem Ahi'nin hazırlayıp sunduğu programı yayına aldı.İlk bölümün içeriği aşağıdaki şekilde...

Türkiye ve dünyada bu hafta öne çıkan dijital haberler neler, bu haberlerle ilgili merak ettiğiniz hukuki problemler ve değerlendirmeler burada.

26/06/2012 22:31
DijiHukuk'un bu bölümünde haftalık dijital bültenin yanı sıra Müyap ve erişim engelleme kararlarını, sahte profil davalarını ve duruşmada mahkemenin Twitter kullanımını yasaklaması konularını hukuken değerlendirdik.
Bölümün içeriği
1. Skype, Etiyopya'da yasaklandı. Haberleşme özgürlüğü kısıtlandı.
2. Ransomware kabusu geri döndü. Şirketlerin verileri hacklenip, satılıyor.
3. Güney Kore'de oyun içi ticareti yasaklandı ve gençler için oyun oynama saatleri hükümetçe kısıtlandı.
4. ACTA, Avrupa Parlamentosu Ticaret Komisyonu tarafından reddedildi.
5. Rusya'nın Facebook'u VKontakte sitesi,Müyap tarafından kapatıldı. Müyap'ın erişime engelleme kararları ve telif hakkı sorunu.
6. Şarkıcı Zeynep Mansur, adına açılan sahte profiller nedeniyle Savcılığa başvurdu. Sahte profil hesabı açmak suç mudur? Türkiye ve dünyada durum.
7. Oda TV duruşmasında Twitter kullanımı yasaklandı. Dünyadan örnekler ve hukuki değerlendirme.
Biz Kimiz?:
İrem Laçin: Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun, fakülte yıllarında Bilişim Hukuku ile tanışıp kaynaşmış stajyer avukat, neşeli insan.
iremlacin@gmail.com, www.twitter.com/irotu
Şebnem Ahi: Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun, İstanbul Barosu üyesi Bilişim Avukatı. Kolaj ruhlu insan.
sebnem@hukukcu.com, www.twitter.com/sebnemahi
:: İlk bölümümüzü nasıl buldunuz?
Yazan: Yusuf Canpolat
SDN - ShiftDelete.Net

Çarşaflıya hakaret eden hakim suçlu bulundu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Fatih Hakimi Ayla Kaya'yı, çarşafını çıkarmadığı için mahkeme salonundan çıkardığı kadınla girdiği tartışmada ''Terbiyesiz, ahlaksız, ukala'' sözleri nedeniyle hakaretten suçlu buldu.

 Kurul, Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin Kaya'nın hakaret sçundan beraatine ilişkin kararını oy çokluğuyla bozarak, dosyayı yeniden karar verilmek üzere daireye gönderdi.Boşandığı eşinden tazminat almak için dava açan çarşaflı bir kadın davanın görüldüğü Fatih 1. İcra Ceza Mahkemesi'nde duruşmaya katıldı.

Mahkeme hakimi Ayla Kaya'nın, çarşafını çıkarmasını istemesi üzerine davacı Naciye Doruk Sönmez ile hakim Kaya arasında yaşanan tartışma mahkemelik oldu. Davacı Sönmez, Kaya'nın kendisine hakaret ettiği gerekçesiyle şikayette bulundu.

Soruşturma izni verilmesi üzerine, Kaya hakkında hakaret davası açıldı. İlk derece mahkemesi olarak davaya bakan Yargıtay 2. Ceza Dairesi, Kaya'nın beraatına karar verdi. Dairenin kararında, Kaya'nın duruşmaya siyah çarşaflı gelen Naciye Sönmez'e başını açmasını söylediği, Sönmez'in yüzünü açmakla yetinmesi üzerine hakimin bu konuda ısrar ederek başını açmadığı takdirde duruşma yapmayacağını belirttiği kaydedildi.

Kararda, Sönmez'in bunu reddettiği, hakimin de duruşma salonundaki erkekleri dışarı çıkarıp 3 bayan kaldıklarını ve başını açabileceğini söyleyerek, bu konudaki isteğini tekrarladığı belirtildi.

Sönmez'in bu isteği de reddettiği ve başını açmaması nedeniyle dışarı çıkması istendiğinde de başını açmayacağını, dışarı da çıkmayacağını söylediği ifade edilen kararda, Sönmez'in elini önündeki masaya sert bir şekilde vurduğu, bu konuda tutanak tutulduğu sırada da kapıya yönelip açarak, ''Uğradığım haksızlığa ve bu rezalete herkes şahit olsun'' dediği kaydedildi.

Kararda, bunun üzerine Kaya'nın Sönmez'e ''Burada ne rezalet var? Terbiyesiz, ahlaksız, ukala çık git'' diyerek arkasından bağırdığı ve bu şekilde Sönmez'e hakaret ettiği iddiasında bulunduğu hatırlatıldı.

Kararda, hakim Kaya'nın savunmasında Sönmez'in şikayetçi olduğu suçun takibi şikayete bağlı ve vazgeçme ile düşen suçlardan olması nedeniyle kimliğinin tespit edilmesinin gerekli olduğu gerekçesiyle başını açmasını istediğini söylediği belirtildi.

Kaya'nın, Sönmez'in başını açmak istememesi üzerine duruşma salonunu boşalttığını, mübaşiri de dışarı çıkardığını, içeride 3 bayan kaldıktan sonra şikayetçinin yine başını açmadığını ve masaya vurarak kendisiyle sözlü tartışmaya girdiğini savunduğu kaydedildi.

Hakim Kaya'nın savunmasında, Sönmez'in duruşma salonundan çıkarken kendisine ''Ergenekon'un altından çıkacak olanlardan biri de sensin. Ergenekon'da yargılanacaksın'' diye bağırdığını ve kapı önünde bekleyenlere ''Bu rezalete şahit olun'' diyerek gittiğini ifade ettiği belirtildi. Kaya'nın savunmasında Sönmez'e hiçbir şekilde hakaret etmediği iddiasında bulunduğu kaydedildi.

- Dairenin kararı -


Dairenin kararında, hakim Kaya'nın çarşaflı olarak duruşmaya gelen Naciye Sönmez'in başını açmasını istediği, başını açmak istememesi üzerine duruşma salonunu boşalttığı, erkek mübaşiri de dışarı çıkardığının tanık anlatımlarıyla tespit edildiği belirtildi.

Kararda, Sönmez'in duruşma salonundan çıkarken ''İnşallah bu hakime hanımın adı Ergenekon'da yargılananlar arasında çıkmaz. Böyle rezalet görmedim. Herkes bu rezalete tanık olsun. Rezilliğinizi herkes duysun'' şeklinde bağırdığı konusunda tanık anlatımları arasında bir farklılık görülmediği kaydedildi.

Kararda ancak hakim Kaya'nın Sönmez'e ''Terbiyesiz, ahlaksız, ukala çık git'' şeklinde hakaret içeren sözler söylediği konusunda duruşmada zabıt katibi olarak görev yapan M.D, mübaşir E.Y. ile bir önceki duruşmadan çıkıp duruşma salonunda beklediğini söyleyen A.Z.İ. ve salon dışında bekleyen Naciye Sönmez'in kardeşi Mehmet Sönmez'in farklı beyanlarda bulundukları ifade edildi.

Tanıklar M.D. ve E.Y'nin görgüye dayalı anlatımlarında Kaya'nın savunmasını doğruladıkları, diğer tanıklar A.Z.İ. ve Mehmet Sönmez'in ise iddiaya uygun biçimde Kaya'nın ''Terbiyesiz, ahlaksız, ukala'' dediğini bildirdikleri anlatılan kararda, Kaya ve Sönmez ile duruşma salonunda kalan ve olayı başından sonuna kadar gözlemleyen M.D'nin yeminli beyanında olayı ayrıntılarıyla anlatırken sanığın hakaret ettiğinden söz etmediği belirtildi.

Tanık E.Y'nin de hakimin hakaretine ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığı aktarılan kararda, Sönmez'den önce duruşması olan tanık A.Z.İ'nin ise salondan çıkmak üzereyken Kaya ve Sönmez'in konuşmalarına kısmen tanık olduğunu, tartışmanın Sönmez'in duruşmada başını açmasının istenmesinden kaynaklandığını söylediği kaydedildi.

Kararda, Naciye Sönmez'in olaydan sonra konuyla ilgili basına açıklamalarda bulunması üzerine, bazı gazete ve internet sitelerinde haber, yazı ve eleştiriler yayımlandığının dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı aktarıldı.

Ceza yargılamasında mahkumiyet kararı verilebilmesinin yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğini hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanmasına bağlı olduğu vurgulanan kararda, duruşmadaki tartışma sırasında hakimin katılana hakaret ettiği yönünde mevcut kanıtlara göre şüphe bulunması karşısında masumiyet karinesinin gereği olarak şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin genel hukuk prensibi ile Anayasa, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin ilgili maddelerinin dikkate alındığı ve atılı suçtan hakimin beraatine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirildi.

-Karar oy çokluğuyla bozuldu-

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, daire kararının bozulmasını istedi. Başsavcılığın tebliğnamesinde, olayda Kaya'nın Sönmez'e ''Terbiyesiz,ahlaksız, ukala çık git'' şeklinde sözler sarf ederek, Sönmez'in onur, şeref ve haysiyetini rencide etmek suretiyle üzerine atılı hakaret suçunu işlediğinin tanık anlatımları ve bütün dosya kapsamından anlaşıldığı görüşüne yer verildi.

Kaya'nın hakaret suçundan eylemine uyan TCK'nın 125/3. Maddesi gereğince cezalandırılması gerektiği belirtilen tebliğnamede, hükmün bozulması istendi.

Dosyayı görüşen Yargıtay Ceza Genel Kurulu, suçun sabit olduğuna karar vererek, Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin kararını oy çokluğuyla bozdu. Kurul, hakaretin karşılıklı olup olmadığı ve tahrik nedeniyle indirim yapılıp yapılmayacağı konusunda yeniden bir karar verilmesi için dosyayı daireye gönderdi.

AA

AB hukuk düzeninin güncel meseleleri Yeditepe Üniversitesi'nde tartışılacak


27 Haziran 2012 tarihinde 14.00-17.30 saatleri arasında İKV, Avrupa Hukuk Fakülteleri Birliği (ELFA) ve Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi işbirliğinde düzenlenecek olan panelde AB hukuk düzeninin güncel meseleleri uzmanlar tarafından ele alınacaktır. Panelde, İKV Başkanı Prof. Dr. Halûk Kabaalioğlu ve Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nurcan Baç'ın yanısıra ELFA Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Reiner Schulze, Groningen Üniversitesi ve Avrupa Koleji öğretim üyesi Prof. Dr. Gormley, Strasbourg Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Direktörü Prof. Dr. Klebes-Pelissier, Madrid Juan Carlos III Üniversitesi ve Barcelona Otonom Üniversitesi Hukuk Fakülteleri Dekanları yer alacaktır.

28 Haziran 2012 tarihinde 9.30-12.30 saatleri arasında AB Ülkelerinde Sağlık Hukukunun Güncel Sorunları başlıklı bir uluslararası seminer düzenlenecektir. Jean Monnet St. Etienne Üniversitesi, İstanbul Barosu ve Yeditepe Üniversitesi işbirliği ile düzenlenen bu sempozyumda uluslararası alanda dağıtım anlaşmaları, Türkiye ve AB'de hasta hakları, AB'de sağlık ürünlerinin serbest dolaşımı, sağlık politikaları, sağlık hukuku uygulamaları gibi konular uzmanlarca ele alınacaktır.

St. Etienne Jean Monnet Üniversitesi'nden Prof. Dr. Malik Laazouzi, Doç. Dr. Natacha Vigne, Doç.Dr. Beatrice Espesson-Vergeat ve Doç. Dr. Mouna Moungache ile birlikte Prof. Dr. Hakan Hakeri ve Av. Halide Savaş bu konuları inceleyen sunumlar yapacaktır.

27 ve 28 Haziran 2012 tarihlerinde düzenlenecek olan panel ve sempozyum programları TOBB Plaza binasında gerçekleştirilecektir. Toplantılar hakkında bilgi almak ve kayıt yaptırmak için 0212 2709300 numaralı telefondan Zuhal Yılmaz ile temas kurulabilir.

www.abhaber.com, 26-06-2012 10:28 (TSİ)